12 Ekim 2007 Cuma

Bonne fête y'all

Buradan siz değerli insanlara duyurmak istiyorum: Pek sevgili blog-mate'im Kübra ile blog şifremizi unutmayı başardık. Evet bunu gerçekten yapabildik. Hem de hiç tereddüt bile etmeden. Hatta, bu gelişme ortaya çıkardı ki, blog şifresi ile mail adresi şifresini aynı almak, aslında epey aptalca birşeymiş. Ama lütfen, bu noktada takdir edilmek istiyorum, alt tarafı beş altı tane rakam veyahut harften oluşan bir adet yeni şifre üretmeye üşenmek her baba yiğidin harcı mıdır? Kübra'yla birbirimize 'yeaauuğ of salla işte bişiy ne biliim meyıl şifresini yazıver nolcak' deyişimiz hala kulağımda çınlıyor. Gün gelirde şifremizi unutuverirsek (sanki periyodik olarak başıma gelen birşey değilmiş gibi) teknoloji harikası 'Şifremi unuttum?!' butonuna bastığımızda bize yine aynı zavallı şifreyi soracak olduğu o an ki son derece önemli düşüncelerimiz arasında değildi sanırım. Hala olayın şokunu atlatabilmiş değilim.

Herneyse. Uzun zamandır 7/24 süren nahoş tahsil hayatımız nedeniyle güneş doğduktan sonra kalkmak nasip olmadığı için, bugün sabah dokuzda uyanmış ve son derece de uyanık olmama rağmen, saat yaklaşık yarıma kadar yatakta dönüp durarak 'öğlen uyanmak' emelimi gerçekleştirdim. Epeydir bunun hayalini kuruyordum zira.
Her bayram olduğu gibi, bu seferde bayramdan ve bayram havasından nasibimi alamadım. Her bayram sabahı olduğu gibi bomboş bir eve uyandım. Çünkü tatil meraklısı annemler yine geleneği bozmayıp bu üç günü hemen değerlendirelim ama nolur?! anlayışıyla çoktan yola koyulmuşlardı. "Mış" diyorum çünkü benimde sonradan haberim oldu. Hatta neredeler en ufak bir fikrim bile yok. Büyük ihtimal onlarda yolda karar vermişlerdir zaten. Hakkaten, nerede benim annemler?? Niye ben sürekli olarak bir 'hom eloğn - makuley kalkin sendromu' yaşıyorum? Hani bizim geleneğimiz, hani bizim göreneğimiz? Niye ben hayatımda bir kez bile bayram geldi oley oley!! erken kalkın çocuklar ekolüne dahil olamadım? Bayramda çocuğunu evde tek başına bırakıp tatile giden bir benim annemler var herhalde. Aslında oldukça trajik olmasının yanısıra, bazı pozitif yönleride var tabii. Evin her tarafına formalite icabı tıka basa doldurulmuş (sanki bayram ziyaretine insan gelecek bize?!) çikolata ve şekerleri oturup kendi başına yemek, bunu yaparken bir yandan film üzerine film izlemek, eş zamanlı olarak kalabalık ve son derece rahatsız bir ortamda tanımadığın aile üyeleriyle sosyalleşmek zorunda olmamak bunlardan birkaçı. Ben bu yıl telefonları bile açmıyorum. Bayram kültürüne yabancılaşmak böyle birşey olsa gerek. Birinci dereceden aile bireylerinin (anne, baba, dede vs...) bayramını kutlamayıpta, Ramazan falan dinlememiş, her türlü 'un-caiz' aktiviteyi yerine getirmekten kaçınmamış bir arkadaşımın bayramını kutlayıp akabinde kendisinden "höey?" diye bir tepki almam buna pek güzel bir örnek teşkil edebilir.

İyi ki apartmanda arada bir tek tük kapıyı çalan 'bayramınız kutlu ossun' veletleri var. Onlarda olmasa bir gram bayram havası yaşayamacağım. Tabii para yerine henüz yiyemediğim çikolataları uzatıp "ah sevgili çocuum sağol evladım buyur çikolata gözlerinden öperim" dediğim an yüzlerinin fevkalade bir memnuniyetsizlikle düşmeside görülmeye değer doğrusu.
ttt

Hiç yorum yok: