
30 Aralık 2008 Salı
New Year's Eve

3 Aralık 2008 Çarşamba
the one&only Sheldon Cooper


Sheldon: I'll have a diet Coke.
Penny: Can you please order a cocktail? I need to practice mixing drinks.
Sheldon: Fine... I'll have a virgin Cuba Libre.
Penny: That's... rum and Coke without the rum.
Sheldon: Yes, and would you make it diet?
"OK, so let's change and noone gets to be the Flash.."
- So, what are you Sheldon? Let me guess, a zebra?- Another child left behind...
- Why can't you just tell people you're a zebra?!
- Why don't you tell people you're a dwarf?
- Because I'm a hobbit!
- And I'm the Doppler effect-neeeeooooooowww!
30 Kasım 2008 Pazar
23 Kasım 2008 Pazar
Karaköy Vapur İskelesi'ne.
Sonra Ramazan'da Karaköy Vapur İskelesi'nden çıkıp sol tarafa devam edince vapur üzerinden yayın yapan bi programın seti vardı - Gubura'yla hep derdik Ramazan programında biz de çıkacak mıyız yani ehe heheğehe. Cuma akşamları Karaköy'den devam edip Tünel'le Beyoğlu'na çıkmak, ah! Dünyadaki tüm rehabilitasyon merkezlerine bedeldir herhalde - hiç gitmedim ama. Güneş de eşzamanlı olarak batıyor olucak yalnız, ayrıntılar önemli. Acıkmış olunacak ve müthiş bir azimle yemeğe ulaşmaya inanılacak. Karaköy'den simit alınacak ama hepsi yenmeyecek ki doyulmayacak, altgeçitte çok nadiren mandolin çaldığı gözlemlenen sakallı abinin yanından geçilip teknolojik alet satan dükkanlardan ucuza mp3 çalar bakılacak. Tünel'de hiç ama hiçbir zaman bozuk paran olmayacak, iki saat uğraştıracak. Turistlere imreneceksin, vay bee şu anda şu ortama ben de yabancı olarak bakmak isterdim ama burası benim şehrim diye düşüneceksin. Daha bir sevineceksin. Bir de rutubet kokacak illa ki. Tünel'e adımını attığın an ayağının altından kayacak. Her seferinde Tünel kayıyoo diye dile getireceksin ama. Tünel her an kopacakmış gibi gelecek ama bunun hiç olmayacağını içten içe bilip umursamayacaksın. Aslında kopadabilirdi bir gün ya neyse. Ayağının altından kayan vagondan fazla nemli salona inince başın önce bi dönecek haa, illa ki. Oradan sonra zaten hep film kopuyor, Tünel'den Beyoğlu'na çıktığın an. Birden bi gürültünün içine dalıyorsun, ilaç gibi geliyor. Raylara basa basa ver elini Galatasaray.

Ama tabii artık Tünel'imiz uzay çağından, kaymıyor bile. O binanın içine o treni koyabilen göz zevkine ne yorum yapılabilir ki. Kallavi bir metal yığını.
Hadi bununla başaçıkabilirdik, he deyip geçebilirdik de Karaköy Vapur İskelesi de batınca (!) insan biraz sarsılıyor tabii. İstanbul'u bize İstanbul yapan şeyler bir bir oldu bittiye gidiyor. Ne olmuş, lodos çıkmış, rüzgar esmiş, dalga çıkmış, yüzer iskele garç diye batmış. Tamamen hem de. Yani bu hem muhteşem hem de akıl almaz bir olay. Sabah biniyorsun vapura iniyorsun Karaköy'de, akşam döneceksin oraya, İskele'ye (bulunduğu yere) bir geliyorsun, koskoca iskelenin yerinde yeller esiyor. Epey bir şok olmalı herhalde. Haberlerden görmek bile yeterince garip bir histi.

Yanlış bilmiyorsam denizden çıkartılıp tamir edildikten sonra yine aynı iskele hizmet vermeye devam edecekmiş. Nasıl mümkün böyle birşey pek anlayamadım doğrusu ama suyun altında bulunmuş bir iskelenin içinde dolaşmak tuhaf ama ilginç olabilir.
Bu acıklı fotoğrafı da eklemek istedim.
t
18 Kasım 2008 Salı
9 Kasım 2008 Pazar
Bilin çakışı
Kış gelsin Kış gelsin Kış gelsin Kış gelsin Kış gelsin Kış gelsin, Kış gitmesin.CMN147 adı altında sorguya açık varlığını sürdüren ders -ya da 'şey'- yokolsun.
Gelecekten bu zamana bir (1) adet terminatör yollamak suretiylen bu dersin, arkasındaki ekibin, mantığının peşine takmak isterim. Kıromarti ya da Viki gibi değil ama, Ketrin Vivır gibi, Şörli Mensın gibi. Kuul olacak. Görevi de bu olacak: Törmineyt CEMENE.
Ya da ben bağımlı gibi TSCC izlemeyi bırakıcam, oturup CMN ödevlerini yapıcam.
Ya da kalkıp Finlandiya'ya gidicem. Ya da Kanada'ya iltica edip Yukon Teritori'ye yerleşicem. Ya da THY kampanyası hala sürmekteyse eğer ki Stockholm'ü falan görücem.
Belki de Kubura -hani şu ortadan kaybolan bılogmeytim- yemek yapmayı bırakır. Ya da dur dur niye bırakıyomuş, gelir bana yemek pişirir. Hem işi ne ki?
Ha bir de, biz İskoçya'ya gidemeyiz, o da olabilir. İskoçya işi yatar - Glasgo, Edinbıra başka baharlara kalır. Kubura'nın deyişiyle: "Bazı tayt sıkecullar.."
Bazı tayt sıkecullar kümesi?
Sonra Moviemax'te birşey olmaz. Dizimax'te ohoo hiç olmaz. Comedymax'e bakmam bile.
Odam yine bir arkeolojik kazı alanına dönüşmüş - Ben dağınıklığı da sevmem ha, bazı insanlar sever ya, ben hiiç sevmem bilir misin, ama yine de az önce yerdeki kıyafet yığınına basıp düşmeme engel olamadı bu.
Paul Collins.. Bu ne alaka şimdi ya?
Ha ha Ölü Ozanlar Derneği. Tabii tabii ki.
--We're gonna have - we're gonna have - we're gonna have - we're gonna have a good day! / and all my homies gonna ride today! / and all these mommies look fly today! / and the only one we wanna do is get by todaay heyyy! / we're gonna have a good day! / and ain't nobody gotta cry today! / cause ain't nobody gonna die today! / you save that trouble for another day heyyy! / we're gonna have a good day!--
Sonra araya giren repçinin vaazleri.
Aa ben haber mi analiz edicektim ya, hem de beş gün boyunca?
Hımm.
Ama beş gün kalmadı ki artık - uydursam?
Yedinci bölüm yüklenmiş midir? Diziport da selam sabahı hiç eksik etmiyo. Takdir etmek lazım.
Dışarı mı çıksam? Ben de Sapanca'ya mı gitmeliydim.
Ya da ben Kubura'yı arayıp taciz ediyim ya bir. Ya da buldum, Aileeem'i LOST izlerken taciz edeyim, daha zevkli olsun.
Ya da ben CMN147 ödevini yapayım. Tam şu anda başlayayım. Ama sonra site mutlaka muhakkak kitlensin ve ben ödevi submit edemiyim. Sonra sabaha kadar oturayım bilgisayar başında, ona uğraşayım.
Süper oldu ya, tamam tamam. Tamamtamamtamamtamamtamam oldu o zaman tağam taam.
Şimdiiiii. Ehem ehem.
Ben çok mutlu bir öğrenciyim. Ödevlerimi yapacağım, hem de zamanında yapacağım. Yaparken de çok büyük mutluluk duyacağım ha. Çünkü bu ödevler çok eğitici ve çok öğretici. Karadeniz'in ne kadar yılda dolduğunu bulmasaydım mesela, ben bu hayattan ne kadar bihaber, ne kadar cağal bir birey olurdum, epsilon olurdum ben ya.
Yaşasın hipnopedya.
Ve vikipedya.
Herneyse. Törmineyşın ovırrayd.
Şimdilik.
(dını nııııııı - nı nı nııııııığ - dını nıııı - dı nı niiiii - nııııı ...)
Kubura ver arkaya terminatör müziğini.
t
24 Ekim 2008 Cuma
Mış mış da muş muş
Gubura vat ar yu? yu nüv ay nevır laykd tıreynsıpottink et ol.
neyse. bu da böyle de bir şiy. cheers lads!
t
17 Ekim 2008 Cuma
Please mtv, pimp my holidays!
Efendim, piliyz emtivi pimp may öss sıkor dan sonra müzikten başka her işle meşgul olan müzik kanalı ve egzibit ağabeyden yepyeni talebim budur: Beni İskoç dağlarının eteklerine bırak!
cheers,K.
15 Ekim 2008 Çarşamba
What A Relationship Dude!!
C. yine sizlerle beraber :) hehehhe ve my diyır T. bzm mutevazı okulumuza gelecekmisin cnm, buyur gel oncelikle :) her ne kdr senin gibi arastırmacı gazeteci talentlarına sahip olmasamda okulda cektim yine 3-5 foto....
neyse..
bugun bi bac konudan bahsetcem toplu halde... first son bi kac gundur homepage'im olan yahoo.com sitesinde rileyşınşiplere dair yazı yazan bi bey var.. onu bi okuyim dedim hani bakalım akıl verecek bi konu var mı die meraktan... dudemızın adı David, http://www.davidwygant.com/ buda sıtesi oluo beyfendının. baslıklara baktıgımıza 5 biggest faults in date fln hani boole ne olabılr die merak edior insan neyse girdim okudum ve olay su:
adam demiski dateyken baska kadınlara bakmayın! oha be kardesim manyak fln msn kım deyteyken baskalarını keser????
neyse ikinci sey pay the bill and give big tip yani smdı hangi adam deytte para odemez hani onu gectim belki bi daha gorusmıceın bı hatuna hava atmak ıcın neden bu kdr buyuk tip vereyim???
nneyse boole aptal saptal seyler var ve o kdr bılındık laflar soylemis etmis. o kdr guzel vaktimi heba ettim ve elde var 0.... utanmadan adamı alıp yahoo'ya koymuslar... :S whatever yani bende yazzayım en azından bılınmedık seyler olur sanırım :))
neyseee hadi davidi geride bıraktık geldik baska konuya. Bzm okuldaki T.A.'yee... oyle bi adamki... ben omrumde boyle bi t.a. gormedim!! :D cidden taktire sayan bi face ve vücüdüylee he rocks all clases' world modunda...
ve ve C. facebookta random people search yaparken rastladıgım ınsanların profiline bakıorumda allahımmmmm.. dunyada neler var neler kacırıorz be kardesimmm!!! ah ah T&K de bana katılıo bu konuda sanırım...
rileyşınşip beyzıd bi essay oldu sanırım bu gunluk :) neyse opuorum hepinizi..
C.
14 Ekim 2008 Salı
Külcaddysi?!
11 Ekim 2008 Cumartesi
8 Ekim 2008 Çarşamba
Check out these beauties
Kendisiyle aşk yaşadığım tek bilgisayar: MacBook. Uzun zamandır külüstür bilgisayarımı emekliye ayırmak ve bir üniversiteli olmak ritüelini gerçekleştirmek amacıyla bu güzel şeylerden bir tane edinme isteğiyle doluyum, dopdoluyum hatta "Çıldırıcaam!" (cf: abla pankek yap çıldırıcaam!). Bugün itibariyle sevgili classmate'im Cansu'nun da bu bebeklerden (hey seksi beybi ay layk yor klots) bir tane edindiğini öğrendikten sonra kendime bir de yoldaş bulmuş oldum ve "Napıcam lan ben, bunlar süper cinyıs kompütır fıriykler için dizayn edilmiş, delikanlıyı bozmasın?" ya da "Ya şimdi servisi yoktur, varsa da eciş bücüş bi kabloya çaat diye 300 İngiliz sterlini talep etmesinler?" gibi serzenişlere cevap bulamasam da nispeten bir kader ortağım var artık. Dolayısıyla bu da kısa süreli Sony vaio öykünmemi sonlandırıp, bir adet teknoloji ve tasarım harikası (rendım pazarlama sözcükleri) mac edinmek hayalimi bir nebze imkanlı kılmakta. Ayrıca bir de şu varmış, MacBook'da Windows çalışıyormuş, yani insanı bir anda radikal değişimden ötürü derin bunalımlara sürüklemiyormuş, kısacası benim gibi teknoloji özürlüsü (tekno kedi) tembellerin işini kolaylaştırıyormuş. Yani elin adamı yapıyor azizim, bize de ağzımızı açıp öküzün tren görünce verdiği tepkiyi vermek kalıyor.He, ülkede bu kadar karışıklık varken, benim yaşımda adamlar dağlarda birbirini öldürürken, köylerde çocuklar baldırı çıplak okula gitmeye çalışırken ve ekonomik kriz dere depe dümdüz bize doğru gelirken ben neden mi böyle saçmalıyorum? Sanırım bunun cevabını adres veriyor: ekritür otomatik (otokritik ve savunma mekanizması da tam gaz çalışıyor hani).
7 Ekim 2008 Salı
p.s.
Minicik, ufacık bir not - sadece pek sevgili, gönüllerin ayrişi C.'mize HOŞGELDİN hacı! demek istedim. Welcome aboard mate!
Irish demişken... Huzurlarınızda Cillian Murphy'ı nacizane bılogumuzun selebiritisi seçmek ve bunu buradan bütün dünyaya ve yukey'e ilan etmek isterim. İçimden geliyor bütün bunlar.

The GBQ Spokesman - Official Blog Celebrity
"When I was a baby girl,
Me mummy said to me
'Don't mess around with them Irish boys,
They'll never let you be!'
So I went off to Dublin
To see what I could see...
They filled me up with whiskey, lads!
They never let me be!
I miss my home!
The chimney stacks and the cobbled streets I roam,
Wherever I go, when I find myself alone,
I just close my eyes and memories take me home!"
not: Azcuh adapte ettik ama vallahi kopiraytı bizde demeğe getirmiyoruz.
bir de: Fona gıygıy keman ekleyip şen şakrak bayıra karşı çığrılmalı.
Spoted!! C. new writer in GB&Q
oncelıkle T&K saolun benıde 3. sahıs olarak ekledıgınız ıcın.. :D
eee kimdir bu C?? who da fuck is he demeye hakkı var sanırım okurları anlatayım brz kendimi..
C sosyetik aynı zmnda trash guzeli, bitchy,queer of this blog ozetlemeye yeter herhalde brz kendimi :) dizi manyagı ve tıkınmayı seven bırı oldugum gercegınden bahsetmıorum bıleee
bugun insanlıktan suphe ettigim gundur.. calculus 101 kıtabımı almaya gıttıgım kıtap evınden elıme bı ansıklopedı boyutunda 1845 sayfalık bı math kıtabı verıldi... ve bunu ınceleyınce dusunmeden edemedım: "hangi akıl hastası şizofrenik psikopat kişilik 1845 sayfa diagram ve formul yazar ??!?!" die... mantalitemin maalesef sınırlarını zorlardo bu durum. marslı oldugna ınanıorum gonulden bu kıtabın yazarının ve sanırım gelecek zmnlar ıcın tehdit ve santajımsı seyler almamak adına kıtabın uzerine nede icine tam adını yazma cesaretini gösterememiş bu bey... ee dogruya dogru adam akıllı para kazanma ylonu bulmus hemde kendını guvenede aldırmıs bravo!! alkıslanacak bı hareket bu..
calculusu gectım hanı genetik olarakta yok bende matematik yetisi ztn bu bilindik bisidir lise yıllarında math sınavları oncesi migde kramları, titreme nöbetleri, kusmaya varmaya ama o boyuta az kalmıs olan nevrotik ve pisikolojik nöbetlerimi herhalde en iyi K&T ikilisi bilior...
guzel gunlerdi, ozlüyorum hepsini.. en azından smdı buranın bı parcası olarak kendimi bı parca tesellı edebılırım sanırım :))
gelecek planlarına dair: "umarım umarım ve umarım o cihangirdeki eve cıkacagız, umarım aksamları pijamalarımızı gıyıp elımızde kahvelerımızle yagan kara ragmen kucuk evımızın kucuk balkonunda sokakta yasanan curcunayı izleyebileceğiz..."
love you all.. my girls and dear readers.
xoxoxo c.
6 Ekim 2008 Pazartesi
Moby Dickler, Krakenlar üzerine ilginç deyişler
a) Bir araba
b) Çok büyük bir mantar, veyahut mecik maşrum
c) Yelkenli
d) Ben
e) Kübü
f) Greyfurt
Doğru cevap: Greyfurt. (öğeeyk hiç de sevmem, zevksiiz, hayvan)
Ehem ehem bakalım Cahillikler Kitabı bu konuda ne demiş:
"Oldukça ilginç bir biçimde, bir mavi balinanın boğazı onun göbek deliğiyle (küçük bir yemek tabağı boyutunda) hemen hemen aynı çapa sahipken, kulak zarından (daha çok büyük bir yemek tabağı boyutunda) biraz daha küçüktür."
"Mavi balinalar yılın sekiz ayı neredeyse hiçbir şey yemezler ama yaz aylarında neredeyse sürekli beslenerek günde üç ton yemek yerler."
"Mavi balinaların besinleri kril adlı küçük, pembe, karides benzeri kabuklu hayvanlardan oluşur; bu, balina için bir ziyafettir. Kriller 100.000 tonun üzerinde bir ağırlığa sahip büyük yığınlar halinde balinanın önüne gelir."
"Kril kelimesi Norveççedir. Flemenkçe kriel kelimesinden ('yavru balık') gelir ama günümüzde bücür ve önemsiz kişiler anlamlarında da kullanılır."
"Bir mavi balinanın boğazının dar hattı, onun Yunus peygamberi yutuş olamayacağı anlamına gelir (gubura geçen senle naalagaysa konuşuyoduk bak). Bütün bir insanı yutacak kadar geniş boğazı olan tek balina ispermeçet balinasıdır ve bu balinanın midesinin sularındaki yoğun asit, içine giren birinin hayatta kalmasını imkansız kılar. 1891'deki meşhur "Modern Yunus Peygamber" hadisesinin (James Bartley kendisini bir ispermeçet balinasının yuttuğunu ve on beş saat sonra mürettebattaki arkadaşları tarafından kurtarıldığını iddia etmişti) bir sahtekarlık olduğu ortaya çıkarıldı."
"Mavi balinanın boğazının dışındaki her yeri büyüktür. 32 metrelik uzunluğuyla şimdiye kadar yaşamış en büyük hayvandır; en büyük dinozorun boyutunun üç katıdır ve 2700 insanın ağırlığına denktir. Mavi balinanın dili bir filden daha ağırdır; kalbi bir araba boyutundadır; midesi bir tondan fazla yiyecek alabilir. Aynı zamanda tek bir hayvanın çıkarabileceği en yüksek sesi çıkarır: Düşük frekanstaki bir "mırıltısı" diğer balinalar tarafından 16.000 km uzaklıktan duyulabilir."
kaynak: "Cahillikler Kitabı", NTV Yay 2008.
t hu rili vantıd tu bi a neyçırıl sayıntist - or en oğşınogırafist.
Cehalet yahut ne idim, ne oldum?
Buradan da belirttiğimiz gibi ben ve blogmeytim t. artık üç harfli bunalımından çıktık ve nispeten adam olmak yolunda bir adım attık ki, bendeniz yeni başlayan eğitim yılında adam değil sebze bile olamayacağımı farkettim. Bilmediğim, eksik olduğum o kadar şey karşısında apıştım kaldım ve ne okuyacağımı, hangi bir konuda kendimi telafi edeceğimi şaşırdım, terörize oldum. Verdiğim bu reaksiyon gayet tabii daha yolun başında olmanın yanıltmacası da olabilir.
Fakat öyle oturduğun yerden "Ben fransız edebiyatıyla ilgileniyorum, kültür benim göbek adım, sen ne diyorsun azizim? Meke meke kesköse" demek bir işe yaramıyormuş, zira Aziz Yusuf'un insan bünyesine kattığı değerli bilgilerin üstüne daha bir kaç yüz fırın ekmek, ekmek yoksa pasta, e o da yoksa bi yerden bişeyler bulup yemek lazımmış canım işte.
E hadi bakalım, sen soktun sen çıkar yarabbi diyor, bu senenin ilerki senelere nazaran "hafif" geçiyor olduğunu düşünerekten kendimi telkin ediyorum. Ayrıca ekonomi dersinin hocası nasıl bu kadar tatlı olabilir (derste u2 ve coldplayin siyasal duruşlarından bahsetmek)? Bu da başka bir telkin sebebidir.
k. iz so ignorınt et dı momınt piliyz tray egen leytır
5 Ekim 2008 Pazar
3 Ekim 2008 Cuma
People are crazy and times are strange
Ihımm Ihımm Leydiz en Centılmın etenşın piliyz: GBQ çok yakında yeni adresinde
ekriturotomatik.blogspot.com
Efendim agorafobiye yakalandığım birkaç aylık geniş zaman diliminde kişisel temizlik, sosyal hayata karışma, hatta ve hatta yemek yapma ve digiturke derinden bağlanma gibi yaşam belirtilerinden kendimi mahrum bırakmakla beraber, zaten iki lafı bir araya getirip bir cümle bile yazamadığım -tembelliğin insan ırkı üzerindeki en derin etkileri üzerimde izlenebilir- blogumuzu da iyiden iyiye ihmal ettim. Neyse ki 48 saat önce, siz deyin gosip törl, t. , t. pörsın vs.; ben diyeyim sevgili yavrum tarafından ilkel yaşantımı bir kenara bırakıp, dağdaki mağaramdan çıktım, güneş ışığını yeniden absorbe ettim ve "human race" den bir parça olduğumu yeniden hatırladım. Sokak, cadde nedir? Saç taranır mı? Kıyafete özen gösterilir mi? -bu işlevimi henüz yeniden aktive edemedim ama üzerinde çalışıyoruz- Makyaj diye bir şey mi var? ... (bu böyle uzar gider) gibi soruların cevaplarını yine yeniden işte bu yüce insan sayesinde buldum. Derken, ben de kendimi gossip girl fırtınasına hatta torneydosuna kaptırdım ve işte ben bugün bunu yaptım tadında bir post:
Geçtiğimiz iki günde k. mistik bir şekilde kaybolduğu yerden çıktı ve tekrar yukarı minibüs caddesi sakinleri arasına karıştı. Neden mi gitmişti? Gayrimeşru çocuk? Uyuşturucu sorunu? T.nin sevgilisiyle mercimeği fırına vermesi mi? Hayır.. K. Brandon Boyd'un da şarkısında çığırdığı gibi "agoraphobia"ya yakalanmıştı. T. suratına okkalı bir osmanlı tokadını yapıştırdığı gibi ona: "Hoop, çuuş, kendine gel beaa, düşüğün de düşüğü!!" diye bağırdı ve k. kendine geldi. Böylece k. ve t. sokaklarda fıldır fıldır gezindiler, Dünya ekonomisinin çökmekte olduğunu idrak etmeksizin iPhone çılgınlığına kapılan sebzelere çemkirdiler, laş isimli mağazada beyin hücrelerini öldürdüler. Sonraki gün c. onlara katıldı.
C., k.'nin uzun zamandır aradığı İrlandanın yüksek dağ çayırlarından gelen soulmeytiydi. C. ve k. Suadiye civarında sahte kimlikleriyle evlendiler. T. onların nikah şahidi oldu. Nikah pastaları ise ekşi kremalı bir tiramisuydu.
Kim bilebilirdi ki komitmınt işuları olan c. komitmıntların en hardkorunu yapacaktı? Hemiside bir anda? Smelz layk gosip. Evet yukarı minibüs caddesi sakinleri, bu esrarlı evliliğin perde arkasında ne var?
Arkası yarın, ama sabredemeyecekler için küçük bir ipucu: L.
eksoeksoo,
gosip körl
btw: t. pörsınım, üstadım, adres değişikliğini siz değerli gazeteci arkadaşımdan bekliyorum ("geçen gün gasteci arkadaşlarla oturuyoruz..")
2 Ekim 2008 Perşembe
Evolüsyon
Yakın gelecekte bu bir garip blog yeni bir adreste ikamet edecektir. Niye neden ne gereği vardı hacı hiç kasmasaydınız diyecek olursanız, valla siz de haklısınız ne biliyim. Mevsimden herhalde.
Şaka bir yana, bu 'adam olacak çocuk' hikayesi nereden çıktı, neden öyle bir adres alma gafletinde bulunduk bilemiyorum, daha doğrusu hatırlayamıyorum, fakat üç harflı sınav müsveddesi tarafından başı çekilen sorumluluklarımızla çatışma haletiruhiyesiyle sanırsam epey yakından bir alakası vardı. Ama artık yorgan gitmiş kavga bitmiş olduğundan bu gerzek başlığa hiç lüzum yok diye düşünüverdik.
Velhasıl, yeni adres blogun temasıyla bir uyum, bir armoni, bir tat bir doku oluştursun amacıyla ekriturotomatik.blogspot.com adresini kendimize beğendik, uygun gördük.
Önceden de diyelim haberi salalım da dedik, insanlar şimdi beyin *beep*laması yaşamasınlar, aman mahrum bırakmayalım nolur insanlar napar sonra dedik sonra biz dedik ki dedik ondan sonra.
Evolüsyon dedik adına da tabii evolmek bu kadar kolay olaydı şimdi cümleten kefeni yırtmıştık a dostlar dedik kendi kendimize. O yüzden ikinci bir köktenci harekette daha bulunalım da elimiz değmişken tam olsun icabında diye dedik biz işte böyle sonra şöyle.
Sizin anlayacağınız, The GBQ üçlemesi sonunda tamamlanıyor, gelişimini de tamamlamış oluyor böylece. Ah çok bir sevdiğimiz, pek bir bayıldığımız, az önce sarıldığımız bu üçüncü, şuraya yazıyoruz ki bu blogda yeni bir dönem başlatacak. Kendileri zaten hali hazırda d&r'da, orda burda gördüğünüz dergilerde o-hooo yazmakta olup, bilgi dağarcığı da efendime söyleyeyim, finans borsa gayrımenkul işte onlardan kim varsa hepücüğünü kapsamaktadır. Atı alan üsküdarı geçmiştir, kalanlara selam olsun yani. Bizim eksik kaldığımız, hatta hiç bile kalmadığımız alanlarda tecrübesiyle hepimize kısa yoldan para kazandırtacaktır. Kendisini nakte çevireceğiz cümbür cemaat.
The GBQ üçlemesinin üçüncüsü, İrlanda'nın halis mulis dağlarından kopup da gelmiş, and he goes by the name of: C.M.
Onu hepiniz tanıyorsunuz... (kılaymeks)
T. (ve manen K.)
1 Ekim 2008 Çarşamba
Ar damarının çatlaması
"It's not about me personally attacking people, it's getting them scared. I'm just freakin 'em out so that I can seel the most records and stuff." (On dissing other singers)
"I'm not gonna go out there and dress like a hoe and stuff. Look how well that worked for Britney."
"The guys I date have to be like me. I can't see myself with some skinny prep guy driving in his daddy's car."
"I swear, what is she tring to do (Christina Aguleira), beat Britney on being the sluttiest of all time? She is freakin nasty. I mean, how many STD's does she have? Who goes around telling everyone about their p---- ring? It's sick."
"It's like not about the style, its about the music." (on being Punk)
"I wish everyone whould stop saying that I'm not "punk"! God damnit, I created punk for this day and age. Do you see Britney walking around wearing ties and singing punk? Hell no. Thats what I do. I'm like a Sid Vicious for a new generation. People look up to me and want to be me. And that's fine, just don't try to copy the sh*t I do!" (tövbe de hacı.)
"People are like, 'Well, she doesn't know the Sex Pistols. Why would I know that stuff? Look how young I am. That stuff's old, right?"
"I think that skater over there is SO CUTE!"
"I get all these loser preps coming up to me asking for autographs and all this crap, and I really want to tell them, 'My music is not for people like you!'"
"Girls and guys can relate to my songs. They are deep and emotional. I wrote those lyrics when I was trying to survive."
- "I was eating bad stuff. Lots of sugar and carbs, junk food all the time. It makes you very irritated." (when asked why her songs are so angry)
"It's not cheesy, because I wrote it." (When asked if her songs are cheesy)
- "He was a boy, she was a girl / Can I make it more obvious?
He was a punk, she did ballet / What more can I say?"
('Sk8er Boi', 2002)
"It's something about "S8ter Boi" that makes it so hard rock. Oh, I know! It's me singing on the *beep* track!""I'm a very emotional person and my talent is transferring my emotions on to paper. It's something I can just do. People may be in disbelief that I wrote it but I did."
- "Don't like me for who I am? Then you don't like me for who I am. And all you're gonna get is who I am."
('Complicated', 2002)
"I like wiping out and hurting myself and crying. And I like to show off my bruises. And, me and the guys just like to mess around on them, even though we all suck."
"I would describe my album as rock, pop, alternative... It's kind of all over the place. It's music with an edge."
"My butt-crack showing is like my trademark. I wear my pants loose, and lately Ive been so busy I've lost a few pounds. My ass-crack is always showing!" (orda bi dur bakalım biç, o dediğin asıl gubura'nın tıreydmarkı ve o senin daha batkırekin çıkmadan uzun zaman evvel batkırekini afişe etmekteydi. )
"I don't want to be no fake pop sh*t."
"Nick Carter wanted me to sing on his album but, you know, it's not really my thing. I'm not putting myself in the teen pop type of box."
"Pink's pretty cool. She's just kinda like a poser."
"People like Shakira shouldn't have record contracts. She can't even speak English."
"People like comparing me to Alanis. Sorry, I take baths."
"I don't really care if my clothes are wrinkled or there's a stain on my shirt. Going out on the road, your clothes are dirty."
"I dress cool and I look hot, so if you don't like it suck it."
"I really hate preps."
"'Sk8er Boi' is one of the most hardest, rawest songs ever made. Alot of girls wish they could jam on the gutiar like I could, but they can't!"
"I think the Osbournes suck! It's a passing fad."
"I grew up on the mean streets of Canada and I had to survive." (ha ha ha...)
"From where I come from we toke it up!"
"She's not being herself up there because she's dancing like a ho. Is she ho? She says she's a virgin. Y'know, it's just not clicking. She's doing one thing and saying another thing, y'know? It's definitely not what I'm going to do." (On Britney Spears)
"When I first came out on the scene, I acted liked a kid and dressed like a kid. I was such a tomboy. I wore my hair the same way every day. Barely wore makeup. And now, I LOVE clothes. I love shoes, I love purses!"
"I'm not into gloss and glamour. It's soooo fake."
Allahım yarattın bari takip et diye cheesy bir deyiş vardır ya, tüm kalbimlen katılıyorum. Tez akıl fikir bu yaşam formuna.
Ayrıyetten müzik müzik olalı böyle katliam görmedi demiştim ama yok vazgeçtim daha ziyade çelişki çelişki olalı böyle çelişen adam görmedi asıl.
XOXO,
Gosip Törl.
27 Eylül 2008 Cumartesi
Writer's block
Pek sevgili yavrum, uluslararası ilişkici kadim dostum aka Gubura ikamet ettiği dağda internet bağlantısı bulamamış olacak kıiğ, o da burayı ölüme terketmekten geri kalmamış. (p.s. sarkazm. kendini bilir o.)
Herneyse, ekritür otomatik de olsa insan insandır, insanlara beyin *biiiip*laması yaşatmayalım taraftarı olduğum için, bu sefer kendi kendime söylenmeyi bırakmayı başaracağım, inanıyorum.
Aslında bi dakka, düşündüm de, bilen bilir, bu blog okunmayan bloglardandır şimdi eğri oturalım doğru konuşalım argadaş! Zaten formatı sadece ve sadece ekritür otomatik olan bi blogdan veya herhangi bir yazıdan ne bekleyebiliriz? (Aslında planlı bir yazıdan daha çok şey mesela... hm geç bunu, bu savunma piskolojisi tutmadı) O nedenle ben diyorum ki buradan saygıdeğer bılogmeytime, gel biz bu blogun formatını hepten değiştirelim, hatta hazır davranmışken radikal bir değişime gidelim. Köktenci olalım biraz. The GBQ Türkiye'nin ilk ve tek Gossip Girl formatlı sitesi olsun, mesela??? Fena mı hem? Zaten hali hazırda buraya yazılmakta olan şeyler (felsefe: şey kavramı) ve formatı bu yönde değiştirecek olursak yazılabilitesi olan diğer şeylerin bilgi değeri zaten neredeyse aynı. Bi adaptasyon sorunu olmaz yani zannımca. Hem hazır yıllardır ilk kez fotoğraf çekebilen bi telefonum var ve bluetoothtan anlıyorum... Spotted: K.'nin okul çıkışı pizzahut'ta ne işi vardı? Acelesi neydi a koyim? En altta da, seksi fotoğrafları için tıklayınız. Tabii ki. Gibi gibi.
Bence The GBQ'in bi yüzü olsaydı, o yüz böyle olurdu:

XOXO,
Gosip Törl.
9 Ağustos 2008 Cumartesi
I'm so bored with the U-S-A (but what can I do?)*
Kendimi bir kez daha artık klasikleşmiş 'pek sevgili bılogmeytim Gubura aka Kübü eşzamanlı olarak x lokasyonuna...hede hede' giriş cümlemi yazarken bulmuş olduğum için havaya sağa sola ağaca sıcağa kuşa keneye hatta kediye isyan etmekteyim. Yeter ulan! Hasssta etti resmen. Amarıga Birleşik Devletimsilerine iş gezisi de nerden çıktı yahu?! Herneyse, kendisi anası ilen Nüyork'un bulvarlarını arşınlayadursunlar, ben burada hali hazırda oldukça meşgulum. StumbleUpon denen şey kaç zamandır var, modası zaten geçti mi geçmedi mi hiçbirşeyinden haberim yok zira henüz keşfettim, fakat buna bağımlı oldum ben. Evet evet bağımlıyım. Vallahi hassstası oldum ey olmayan okuyucu, saatlerimi günlerimi verdim ben buna! Bağlayıcılığı bir yerde çok korkunç. Ablamın aylar önceki internet tavlası vakası gibi birşey oldu bu. Hoş, onu ucuz atlattıydık çok şükür. Bütün günüm stumble! ve i like it!'ten ibaret. Bağımlı oldum bağımlı. Şeyt!t
şeymlıs ps: * = samtayms. (argh! nedeyn?)
4 Ağustos 2008 Pazartesi
Gölge etme başka ihsan istemem
Anef
PS: Özellikle Stephen King icraatları men edilsin aforoz edilsin adaptasyon kültüründen. Aman ha! Bu adamı sinemaya uyarlamak icap ettiğinde sanki gizemli bir heyet birleşiyor da nasıl bok edebiliriz? diye kafa patlatıyor. S.K. uyarlamalarında böylesine bir azmin emeğini gözlemlemek hiç de zor değil. Asla şaşmaz da haa. Bir tane düzgün çıkmamıştır şu güne kadar. Stephen King'in hiçbirşeyi, alışveriş listesi bile filme, diziye veya görsel herhangi birşeye uyarlanmasın. Yetear beah!
Bu arada lafı geçmişken söylemeyi borç bilirim, Riding the Bullet çok çok çok güzel bir KISA ÖYKÜDÜR. Eminim filmini benden gayrı kimse görmedi, zaten görmesindir, çelikten bir kasaya konup uzaya fırlatılasıdır bu film, ama öykünün kendisi - inanılmazdır.
Hatta detaya inmek gerekirse, ki yanlış bir seçim, herşey gelmiş geçmiş en rakınrol kurgusal karakter George Staub'un yakasındaki aptal bir rozetle başlar: "I rode the Bullet at Thrill Village, Laconia."
Zaten sonra bir kaç sayfalık bir şaheser ardından garip - hatta garüp denebilecek bir sonla biter. Sonunu tartışmayacağım.
Neden masalcı nine ses tonuma büründüm birden bu arada? Bu aralar gerçek veya sanal ortamlarda istemdışı olarak çok kullanıyorum.
Neyse. Aggraasivf oldum, asabi oldum, fazla duygusallaştım yine farkında olmadan savunmaya geçtim galiba.
Yine de:
PS: The Bullet bir roller coasterdır.
t
2 Ağustos 2008 Cumartesi
WTF
Sanırım bıloğmeytim t. ve gönlümün mis vovu "ay em avukat" ailemin yaptığı kolay yoldan parayı kırma planlarına ortak olup en azından koca götümü kırmızı koltuğumdan ayırma adına ufak bir harekete geçmeliyim. Ne de olsa ticaret genlerimde olmalı, annem tabir edilen bayan hayat enerjisinin mesleği tarafından absorbe edilmesi pahasına da olsa bu amacı bir nebze yerine getirebilmiş. Evet, evet boş gezenin boş kalfası olarak geçirmeyi umduğum hazırlık öğrenciliği kariyerimde para kazanmak için birşeyler yapmalı ama ne?
İlerleyen saatlerde kafamı bu sorularla meşgul edip az şekerli türk kahvemi yudumlayacağım.
k.
1 Ağustos 2008 Cuma
"Meteliksizlik" ve "iman gücü" ilintisi
Evet görüldüğü üzere nur topu kıvamındaki hayatta kalma ve tutunma paktımızın bazı pazarlama sorunları mevcut ama bunların kısa sürede aşılacağına ve çuvalla para kaldıracağımıza olan inancımız sonsuz.
İşsiz - güçsüz - boş gezenin boş kalfası - bütün gün Lost izleyip akşamüstü vicdan azabından biraz sosyal olmaya çalışmak amacıyla kendini Caddebostan'a Beyoğlu'na atan akabinde trajik bir şekilde cebindeki parasını ona buna harcayan sonrada çulsuz kalan gençler. Üzülmeyiniz! Kendi yatırımınızı kendiniz yaratınız. Bozcaada'dan 10 metrekare arazi alınız, ekiniz biçiniz, üzüm yetiştiriniz, şarap ithalatı yapınız. Ne bileyim, Amarıga'ya giden bir adet arkadaş edininiz, akabinde kendisine 500 dolar bayılınız, on , on beş tane iphone (böyle bi dünya var mı?) sipariş ediveriniz, cillop gibi iphone'ları burada ayfon da ayfon diye kendini paralayan yakın arkaşlarınıza yüzde yüz karla satınız. Yatırım yapınız kısacası, mantıklısından. (Der ve tükenmiş olan enerjimin beni yarı yolda bırakmış olması sonucu soluğu moviemax'in karşısında alır, yatırım planlarını yakın geleceğe erteleyerek kendimi kanıtlarım.)
Son olarak günün anlam ve önemine uygun olması açısından huzurlarınızda Money Money Money'yi nadide bılogumuzun milli marşı ilan ediyor, fonda usul usul çalmakta olan bu şarkıya kaderime isyan ederken bet sesimle içli içli eşlik ediyorum:
must be funny
in the rich man's woorld
money, money, money
always sunny
in the rich man's woorld
o-oooo oooo agh agh agh aaooov (buyır??)
all the things i could do
if i had a little money
it's a rich man's world"
t
31 Temmuz 2008 Perşembe
yalıkavak is at sleep
K.k.K.k.
28 Temmuz 2008 Pazartesi
Packin' (yeah, not backpacking but unfortunately, just packing) to Bodrum
Öte yandan, Bodrum'un sevgili Bodrum crew'ümüz olmadan, "Eğğğrdiiğğğğnnçç!" diye anırmadan, hasssstasıyım üleyn yapmadan, kumsal girişinden otele girmeden, balkonda balkona nesne atışmadan, dicey abiden şarkı istemeden, patlamayan apandisitler olmadan ASLA Bodrum olmayacağını, buradan "ehieyyhhğğ!" isimli asla kotaramadığım ağlama efektiyle bildirmek isterim.
the k.k.k. took my baby away
"Hadi Joker, olalım!"
"Aaablaaa, hadi ben bavulumu hazırladım, sen daha hazırlamadın mııığğğ?"
BTW: T. pörsınım, drop the act mate, italik falan, sade takıl, ne demiş atalarımız: "les iz mor!" türkçesi: "artislik yapma len!" veyahut: "hareket yapma, hareketin kralını yaparım!"
27 Temmuz 2008 Pazar
Homecoming
Döneli bir haftadan fazla olmasına rağmen hala bir post-tatil sendromu geçiriyor olmam gerçekten şaşırtıcı ama bunun üç harfli sınav müsveddesi kardeşimizin hala peşimizi bırakmamasıyla yakından veya uzaktan ilgisi olabilir. Öte yandan Bodrum'da bir süre boyunca 7/24 kübü in dı sıkay vit daymınds ley ley lübü lübü şeklinde seyreden hayatımızın İstanbul'a dönmemizle beraber U dönüşü yaparak bizi ters köşeye yatırması, hatta afallatması, hatta ve hatta güzelim İstanbul'dan bile soğutması oldukça kalleşçe bir durum. Zaten döndüğümüz sabah şakır şakır yağmur yağması ve son otobüse binerken otogarda adamın tekinin bardağını (plastik) BEŞ yetaleden kakaladığı imamın abdest suyu çaylar hiç hayra alamet değildi.
Ama dönmüş bulunduk bir kere diyor, ve önümüzdeki istikametlere bakıyoruz, mesela: Hopa!? Evet belki biraz radikal bir seçim, özellikle Bodrum ve Foça'dan sonra, fakat neden olmasın ki. Yaylaya çıkmak ve yaylalarda kalakalmak şu sıralar tek hayalim.
Bu arada eğer şu hayatta bir feedback yapmak gerekirse, sevgili pek kıymetli blogmeytim Kübü aka Gubura, az önce bahsi geçen üç harfli sınav müsveddesinin tabiri caizse taaaa..... ehm, yani daha doğrusu sadece bir taraflarına koymuş (parental advisory explicit content) ve GSÜ Uluslararası İlişkiler olarak nam salmış bölüme birincilikle (1) girmiştir. Kendisine buradan OHA, ÇUUUŞ ve TEBRİKLER yolluyor, kariyerinin ilerleyen safhalarında son derece başarılı bir şekilde değişik uluslardan insanlarla ilişkiye girmesini temenni ediyoruz.
Öte yandan, yine bu blogda gelişigüzel çızıktırmakta olan ben, az önce bahsi geçen üç harfli sınav müsheddesi tarafından haşin bir şekilde afallatılmış, hayatımın kaydırılmasına engel olamamışımdır. Ama olsun, bu iştede elbet bir hayır vardır! diyerek psikolojide inkar olarak geçen davranışı sergiliyor, istesem Sabancı'da Mekatronik Mühendisliği okuyabileceğimi hatırlatarak hem kendimi avutuyor, hem de hayat şartları ne kadar ironik lan diye eşzamanlı olarak ufka doğru düşüncelere dalıyorum. (Bu arada Sabancı'nın laboratuvarlarından birinde kolsuz kafasız kötürüm bir şekilde terkedilmiş olan robot, kalbim hala seninle ve sana sevgiler yolluyorum.)
Velhasıl, belki Transformers izleyip akabinde utanmadan Optimus Pıraym çok tatlıııı diye bir hafta ortalıklarda gezinmemle bir ilişiği olabilecek bu kariyer idealimde tutunamayacağım çok açık elbet. (Nedense babam ciddiye alarak galeyana gelip, ama sana göre değil ki! yorumu yapmıştı ama kamuoyunun beni tanıyan ve bilen geri kalanının zaten kinaye yaptığımı ayrıca belirtmeme hiç mi hiç ihtiyacı olmadığından hiçbirşeyden olmadığım kadar eminim.)
Daha ciddi olmak gerekirse, 1 puan gibi komik bir ayrıntıyla hayatımı kaydırdıktan sonra (katılıyorum, hep öyledir) ister istemez oldukça kaderci bir kişilik yapısına büründüm. Bu yeni benimsediğim davranışın etkilerini hala yapmamış olduğum tercih listemde gözlemleyebilirsiniz. Ama tabii ki stres dert tasa vebenzerini yapmaya müsait olmayan bir bünyeye sahip olan şahsımın, öseyemenin gelecek planlarımla arama girmesini, üstelik sadece sıradan bir 'gençle hayalleri arasına girme vakası' olarak değil, 1 puanla 3000 kişi düşürmek suretiylen ayar da vermesini geri de bırakarak yeni okazyonlara doğru yelken açması uzun sürmedi. Annemlerin bana kararlı bir şekilde yol vermesi ve beni Fransa'ya postalama çabalarına rağmen, ne varsa İstanbul'da var beağ! şeklinde galeyana gelip doğduğum büyüdüğüm ve tek bildiğim yerde ikamet etmeye devam etmenin akıllıca ve yerinde bir seçim olduğunda karar kıldım. Sonuç olarak, gurbette yorgun düştüm be ceylan olmaya hiç niyetim olmadığını buradan merakla bekleyen bir kısım arkadaşlarıma duyurmaktan mutluluk (ve şüphe) duyarım. Gitmiyorum ulan, gitmiyorum! Dediniz dediniz gitmiyorum (diyenler kendini bilir), hem de sırf sizin yüzünüzden ulan! Bırakamam ulan ben sizi, hassssssstayım oğlum size!
Tabii Fransa'da beni bekleyen potansiyel bir eğitim şansını elimin tersiyle iterken bir yandan da ulan okumak lazım diye de aklımdan geçmiyor değildi, dolayısıyla kontenjanı benim gibi bahtsız bedevi kader ortağı gençlerle dolmuş yurdumun özel üniversitelerini ister istemez benimsemek zorunda kaldım ne yalan söyleyeyim. Olsun ya bu kadar insan yanılıyor olamaz gibi mantığa pamuk ipliğiyle bağlı ya da bağlı bile olmayan bir argümanla yola çıkarak kendimi Sabancı'ymış, Bilgi'ymiş ne varsa attığım şu günlerde Bilgi Üniversitesi, Medya ve İletişim Sistemleri olarak yaşamını sürdüren bölümünün, birbirinden gözyaşartıcı derslerden oluşan ders programı ve seçmenin imkansız olduğu seçmeli dersleriyle, en önemlisi SANTRAL'iyle öne çıkmaktadır. Hatta ve hatta gönlümü çalmıştır bu bölüm, ey olmayan -bir türlü olamayan okuyucu! Medyakronik'iyle, Nat Geo'dan elleriyle getirtip ders verdirttiği hocalarıyla çalmıştır!? Ben de inanamıyorum ama öyleymiş. Hele o SANTRAL yok mu, o ne tilkidir ooo! kalıbını kullanmak için var sanki. Herkeslerçe yere göğe sığdırılamayan Sabancı'nın inorganik, soğuk ve çakma tatilköyü kıvamındaki kampüsünden çok çok daha başarılı.
Uzun lafın kısası, sanırsam hayatımın kayması da iyi bir şey olabilirmiş bazen. Belki dinayıl, belki değil.
Ayrıyetten, sabahın köründe gazete eşliğinde yapılan kahvaltıların hassstası Nisocan'ın da aynı üniversiteyi gözüne kestirmiş olmasına hasstayım ben. Hem ben zaten Nisocan'la yine aynı okula gidebilme ihtimalini sevdim.
PS: Mekatronik mühendisliği benim için bir uktedir, sonsuza kadar öyle kalacaktır ve varlığını sürdürecektir.
PS II: Buna rağmen Mekatronik kelimesi tarafımdan inatla telaffuz edilememekte ve bu durum mesleğe gönül vermiş olduğumu ispatlamaya çalıştığım kişilerde şüphe uyanmasına neden olmaktadır. (Ben mekatıron mühendisiyim ben megatıronik mühendisiyim ben me.. şeklinde liste uzar)
t
ps III ve beraberinde gelen özeleştiri: Ne zaman ve neden Tuna Kiremitçi tarafından başı çekilen, bir grup kelimeleri bold veyahut italik yazma ekolüne kapıldım bilemiyorum. Ama emercensi kübüsü bu duruma bir el atsın bence.
4 Temmuz 2008 Cuma
By the sea, with the fishies splashin.By the sea, wouldn't that be smashin.
Haklısın Mrs Lovett. Gelmeyecek sanılan ve bu nedenle aramızda efsanelere ve destanlara konu olmuş TATİL geldi ve de çattı. Evet, yaz geleli epey oluyor bunu farketmiştim, (aslında hayır), ama başlı başına bi mevzu olan asıl 'tatil' dediğimiz aktiviteden may feyvırıt çayıld olarak bahsi geçen veyahut saygıdeğer blogmeytim olarak da bilinen Gubura ile nihayet yakın gelecekte nasipleneceğizdir.Her ne kadar hava şartlarının elverişsizliğinden dolayı hayalimdeki tatil bu olmasa da, (60 derece kuzey paralellerinin aşağısı, 60 derece güney paralellerinin yukarısı kurtarmaz) insan bi deniz bi kum bi güneş arıyor tabii. Tamam belki güneşi pek aramıyor (hail to dı alerji mağdurları). Aslında biz Sarıkamış planlarına başladık bile.
Bu arada farkettim, 'tatil' çok güzel kelime yahu. Estetik sanki. Hani gerekli gereksiz sorarlar ya, falanca dilinde en sevdiğiniz kelime nedir diye, çok hayati ve anlamlıymış gibi. Herhalde benim Türkçe en sevdiğim kelime bu olsa gerek. Ama olmayadabilir üzerinde düşünmedim. Neyse öyle olsun varsın. (He de geç)
Cheers y'all!
t
7 Haziran 2008 Cumartesi
9 Mayıs 2008 Cuma
26 Nisan 2008 Cumartesi
the Invisible Band @ Istanbul
"The band are now confirmed for the Binboamania Festival in Istanbul. This date will be the band's first ever visit to Turkey.
Friday 27th June 2008
Binboamania Festival
Istanbul"
Konuşamıyorum.
(Günaydıın doğan güneeeş günaydın bulut kardeeş merhabaa güzel çiçeeeek.. diyor olabilirim ama için için)
T. for Travis.
17 Nisan 2008 Perşembe
SJ

Anne, bitti?
Bitti finito the end la fin.
O zaman, il faut imaginer '08 heureux, ama zaten öröyüz biz daha örö olamazdık.
8644 SJ '08
(bitti mi yahu??)
13 Nisan 2008 Pazar
İroni

İnsanlara hala güvenilebileceğini kanıtlamak uğruna yollara düşen ve katledilerek dünyanın en alakasız yerinde, bi çalılığın arkasına gömülü bulunan Pippa Bacca'nın davası amacına ulaşmıştır. Önermesi kanıtlanmıştır.
Rahat uyusun.
29 Mart 2008 Cumartesi
please respect the meat
(America burns too much oil)
24 Mart 2008 Pazartesi
gbq is not dead
Bu arada yeni kurduğumuz 'Ben de okumak istiyorum!! :(((' ekolüne herkes ve pek değerli olmayan okuyucumuz davetlidir. Bu cemiyete girmek oldukça kolaydır, zira bir işlevi bulunmayan, herhangi bir icraata geçemeyen, geleceği son derece flu olan ÖSS mağduru her kader ortağı genç bu ekolün zaten doğal bir parçasıdır. İhlal edilemeyecek tek kuralı vardır, ki o da 'Ben de okumak istiyorum!! şeklinde hezeyana gelindikten sonra mutlaka ve mutlaka ":(((" sımaylisini muhakkak koymaktır.
Ekole doymayan olmayan okuyucular içinse henüz yapım aşamasında ve kişinin en iç ve en doğal güdülerinin bir ürünü olan "Baba beni okula gönderme!! :((" akımını öneriyoruz. Sımayli bu 'izm'de de (baba beni okula göndermizm) hayati bir rol üstlenmektedir. Bu arada ağlayan veyahut üzgün sımayliye 'sımayli' demek ne kadar ironik, ne kadar oksimoron bir durumdur, onun takdirini ekol sahibi olan olmayan okuyucuya bırakıyorum.
ps: başlıkta bahsi geçen 'gbq' kısaltması, kaderin bir cilvesi olarak (ya da?) Türkçe'de ki 'göbek' kelimesiyle müthiş bir seci oluşturarak bizi kalleşçe ve kendince hicvetmektedir. Yiğidi öldür hakkını ver adlı atasözünün etkisinde kalarak bu hicvi kabul etmiş bulunuyoruz.
Df: {t}
18 Şubat 2008 Pazartesi
hell yeah, it's snowing again
kk
6 Şubat 2008 Çarşamba
Cıngıl bels
Allahım, yine mi doğumgünüm?!! Niye neden nasıl?? Eğer bir yerlerde 'Doğumgünlerinden nefret edenler cemiyeti' gibi bir kuruluş varsa, hemen üye olacağımdır. Kendi doğumgünüm olsun, başkasının doğumgünü olsun, hiç ayırmam kayırmam. Kutlama yapmak için ne gereksiz bi neden! Bebek doğar kutlarsın, 1 yaşına basar kutlarsın, 2 3.. Hadi tamam, onları da kutla. Hatta şöyle bi 7 yaşa kadar falan kutla. Ama ilerisi? Eşşşek kadar adam olup hala doğumgünü kutlamaya çalışmak o kadar saçma geliyor ki. Belli ki çoğunluğa göre gayet doğal bir istek ama..Sanırım doğumgünlerim hep Şubat tatiline denk geldiği için böyle oldu bu. Ama olan olmuş işte. Herneyse. İyi ki doğdum ben, bari.t
29 Ocak 2008 Salı
Vay bea
Sevgili Antonio Meneses amca,Seni yıllaaaar önce İş Sanat'ın anasının nikahında bir yer olması nedeniylen izleyememiştim. Aah ah, ne sinir harbleri geçirmiş, ne ortalığı birbirine katmış, ne cıngar çıkartmıştım, daha dün gibi hatırlarım.. (nostalji) Gel gör ki, kaderin bir cilvesi olaraktan bir kez daha yollarımız kesişiyor -geçen sefer kesişmemişti ama olsun-. Bu sefer neyse ki AKM gibi insaflı bir mekanda hem de. Program da şahane. Görüşmek üzere.
Bir hayranın.
Antonio Meneses @ AKM / 01.02.08 / 19.30
ps: Sayın Meneses'in kendi sitesinde böyle bir konserin varlığının bahsi bile geçmiyor, ama olsun. Biz yine de varmış gibi davranalım. Bir Daniel Müller Schott vakasına dönüşmesinde bu.
ttt
23 Ocak 2008 Çarşamba
5 Ocak 2008 Cumartesi
4 Ocak 2008 Cuma
everyday I love you less and less*
- Galerici olalım?? (melinda gordın sen bizim herşeyimizsin)
- Opera şahane bir sanat dalıdır. (ayrıca ses ergenlikten sonra oturduğundan dolayı bu kazulet halimizle sardırmamızda bir enteresanlık olamaz?)
- Tiyatro sahnesi dekoru tasarlamak. (tiyatrocu olamadım bari telafi yapayım)
- Uçak hostesi? (biznız kılastan aşağısı kurtarmamak şartı ilen)
- Belgeselci. (bu mesleğin tam ve doğru adı bilinmemektedir)
- İzlanda'nın altı fokur fokur kaynayan yaylalarından birinde evinin gadını olmak.
- Elektronik müzik icra eden müzisyen. (pırocekt dicitıl kindırgardın)
- Herhangi bir Las Vegas casinosunda bell-boy.
- Mülteci?
ttt
* nacizane dershanemize ithafen.









