4 Ağustos 2008 Pazartesi

Gölge etme başka ihsan istemem

A
dap
tas
yon
lar
dan

nef
ret
e
di
yo
rum.

(a koyim!)





Hiçbirşey başka birşeye uyarlanmasın şu hayatta, neyse o olsun be! Hem orjinal birşeyin çakmasından kime ne hayır gelmiş şu güne kadar? Argh! Aileeem'in deyişiyle 'aggraasivf oldum'!

PS: Özellikle Stephen King icraatları men edilsin aforoz edilsin adaptasyon kültüründen. Aman ha! Bu adamı sinemaya uyarlamak icap ettiğinde sanki gizemli bir heyet birleşiyor da nasıl bok edebiliriz? diye kafa patlatıyor. S.K. uyarlamalarında böylesine bir azmin emeğini gözlemlemek hiç de zor değil. Asla şaşmaz da haa. Bir tane düzgün çıkmamıştır şu güne kadar. Stephen King'in hiçbirşeyi, alışveriş listesi bile filme, diziye veya görsel herhangi birşeye uyarlanmasın. Yetear beah!

Bu arada lafı geçmişken söylemeyi borç bilirim, Riding the Bullet çok çok çok güzel bir KISA ÖYKÜDÜR. Eminim filmini benden gayrı kimse görmedi, zaten görmesindir, çelikten bir kasaya konup uzaya fırlatılasıdır bu film, ama öykünün kendisi - inanılmazdır.

Hatta detaya inmek gerekirse, ki yanlış bir seçim, herşey gelmiş geçmiş en rakınrol kurgusal karakter George Staub'un yakasındaki aptal bir rozetle başlar: "I rode the Bullet at Thrill Village, Laconia."
Zaten sonra bir kaç sayfalık bir şaheser ardından garip - hatta garüp denebilecek bir sonla biter. Sonunu tartışmayacağım.

Neden masalcı nine ses tonuma büründüm birden bu arada? Bu aralar gerçek veya sanal ortamlarda istemdışı olarak çok kullanıyorum.

Neyse. Aggraasivf oldum, asabi oldum, fazla duygusallaştım yine farkında olmadan savunmaya geçtim galiba.

Yine de:

"Nothing seems to last. But the bullet. The bullet is constant. The bullet is always there. You wait in line, that's all. And when it's your turn to ride the bullet, maybe you ride, maybe you run. Either way it comes to the same thing. Fun is fun. And done is done. Nobody lives forever, but we all shine on."

Argh Georgie Staub o ne tilkidir oooo.

PS: The Bullet bir roller coasterdır.


t

Hiç yorum yok: