1 Ağustos 2008 Cuma

"Meteliksizlik" ve "iman gücü" ilintisi

Pek sevgili bılogmeytim, Bodrum semalarında küççüh kardeşiyle fink atadursun (ama fink atmak göreceli bir kavramdır) ben de hali hazırda parasızlıktan, çulsuzluktan muzdaribim. Hatta meteliksizim. Aslında sadece doğal bir sürecin parçasıyım galiba: Yapıcak işi olmayan süje, kendini amansızca sokaklara atar - ve tabii ki orada burada, sağda solda zaten az meblağlarda olan parasını büyük bir iman gücüyle saçar. Bahsi geçen bu bilimsel döngü kulağa basit gelebilir, fakat aynı zamanda oldukça düşündürücü. Örneğin daha bugün pek değerli kader ortağım Nazlı aka Aileeeem ile gelecekte çok büyük başarılara imza atıp sayesinde paraları kıracağımıza inandığımız iç güveysinden hallice çakma paktımızı ortaya atma fikri, parasızlıktan sürüm sürüm sürünmemizin nadide bir yan ürünüdür. İlk icraatımız ise, gencturkcell'in beleşe elimize tutuşturuverdiği iki adet Kenan Doğulu konseri biletini apansızca satma girişimimiz olmuştur. Bu proje henüz kayda değer bir başarı elde edememiştir fakat buradan ilgilenen, Kenan Doğulu'dan haz eden kıymetli dostlara sesleniyorum: Valla tanesini elli kağıda bırakıyoruz, bayandan kullanılmamış cillop gibi konser bileti. Bence çoh mantıklı. İkisine birden talip olan en değerli ve istediğini bilen kendini güvenen müzikseverlere ise çok özel indirimler: Sadece sevdiceğiniz ve siz için makul fiyata romantik konser izleme fırsatı - ikisi 85 yetale. Kelepir bunlar kelepir. Bu arada konser Kuruçeşme Arena'dadır, diğer gereksiz ayrıntılar tarafımızdan bilinmemektedir, iplenmemektedir, ilgilenen varsın gitsindir.
Evet görüldüğü üzere nur topu kıvamındaki hayatta kalma ve tutunma paktımızın bazı pazarlama sorunları mevcut ama bunların kısa sürede aşılacağına ve çuvalla para kaldıracağımıza olan inancımız sonsuz.
İşsiz - güçsüz - boş gezenin boş kalfası - bütün gün Lost izleyip akşamüstü vicdan azabından biraz sosyal olmaya çalışmak amacıyla kendini Caddebostan'a Beyoğlu'na atan akabinde trajik bir şekilde cebindeki parasını ona buna harcayan sonrada çulsuz kalan gençler. Üzülmeyiniz! Kendi yatırımınızı kendiniz yaratınız. Bozcaada'dan 10 metrekare arazi alınız, ekiniz biçiniz, üzüm yetiştiriniz, şarap ithalatı yapınız. Ne bileyim, Amarıga'ya giden bir adet arkadaş edininiz, akabinde kendisine 500 dolar bayılınız, on , on beş tane iphone (böyle bi dünya var mı?) sipariş ediveriniz, cillop gibi iphone'ları burada ayfon da ayfon diye kendini paralayan yakın arkaşlarınıza yüzde yüz karla satınız. Yatırım yapınız kısacası, mantıklısından. (Der ve tükenmiş olan enerjimin beni yarı yolda bırakmış olması sonucu soluğu moviemax'in karşısında alır, yatırım planlarını yakın geleceğe erteleyerek kendimi kanıtlarım.)

Son olarak günün anlam ve önemine uygun olması açısından huzurlarınızda Money Money Money'yi nadide bılogumuzun milli marşı ilan ediyor, fonda usul usul çalmakta olan bu şarkıya kaderime isyan ederken bet sesimle içli içli eşlik ediyorum:

"money, money, moneey
must be funny
in the rich man's woorld
money, money, money
always sunny
in the rich man's woorld
o-oooo oooo agh agh agh aaooov (buyır??)
all the things i could do
if i had a little money
it's a rich man's world"


t

Hiç yorum yok: