Sevgili olmayan, blog adresimizi değiştirmek gibi radikal bir değişimden sonra artık hiç olmayan (sorun değil, poroblem hiç değil) okuyucu kitlesi,
Buradan da belirttiğimiz gibi ben ve blogmeytim t. artık üç harfli bunalımından çıktık ve nispeten adam olmak yolunda bir adım attık ki, bendeniz yeni başlayan eğitim yılında adam değil sebze bile olamayacağımı farkettim. Bilmediğim, eksik olduğum o kadar şey karşısında apıştım kaldım ve ne okuyacağımı, hangi bir konuda kendimi telafi edeceğimi şaşırdım, terörize oldum. Verdiğim bu reaksiyon gayet tabii daha yolun başında olmanın yanıltmacası da olabilir.
Fakat öyle oturduğun yerden "Ben fransız edebiyatıyla ilgileniyorum, kültür benim göbek adım, sen ne diyorsun azizim? Meke meke kesköse" demek bir işe yaramıyormuş, zira Aziz Yusuf'un insan bünyesine kattığı değerli bilgilerin üstüne daha bir kaç yüz fırın ekmek, ekmek yoksa pasta, e o da yoksa bi yerden bişeyler bulup yemek lazımmış canım işte.
E hadi bakalım, sen soktun sen çıkar yarabbi diyor, bu senenin ilerki senelere nazaran "hafif" geçiyor olduğunu düşünerekten kendimi telkin ediyorum. Ayrıca ekonomi dersinin hocası nasıl bu kadar tatlı olabilir (derste u2 ve coldplayin siyasal duruşlarından bahsetmek)? Bu da başka bir telkin sebebidir.
k. iz so ignorınt et dı momınt piliyz tray egen leytır
6 Ekim 2008 Pazartesi
Cehalet yahut ne idim, ne oldum?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
Ah ah pek sevgili Gubura'mın birşeyler karşısında 'hazırlıksız', 'yetersiz' ve 'bi skime benzemeyen' (hoop/çuuş!) kalacağı günleri de mi görecektik a dostlar??
'Terörize' olmuş yeni Kübü'yle tanışın. Hayat karşısında, ya da daha ziyade firenç kanadıyın hocalarının anlattıkları karşısında ne yapacağını bilememiş, tiril tiril titremiş, kendine gelememiş, bir b.k anlamamış, adeta Chilton'a yeni gelen Rory Gilmore misali attan inip eşeğe binmiştir (statü manaasında). Gubura dikey geçiş yapmıştır ansızın toplumun tabakalarında...
Ehem, bu arada Guburaanımefendi! Hemmen değinmek istiyorum ki, NTV Yayınları'nın bir diğer hayata kazandırdığı güzel kitap 'Cahillikler Kitabı'na dayanarak değiniyorum tabii ki (bu kitap tam bana göre man), 'hee ekmek yoğsa pasta yisinler gari!' diyen o sizin bildiğiniz Mari Antuğanetlerden değilmiş! Yaa. Çok şaşırttım değil mi? Yani Kristen Dunst'ın dediği gibi 'Let them eat cake anasını satiim' durumu söz konusu değilmiş. Hemmen alıntı yapmak istiyorum bu hususta bu noktada:
---
"İlk sorun şu ki, bahsedilen şey pasta değil 'brioche' adlı bir çörekti (Kullanılan ifadenin fransızca aslı 'Qu'ils mangent de la brioche' idi)."
(...)
"Oxford Companion to Food diyor ki: 18. yüzyıldaki brioche (az miktarda tereyağı ve yumurtayla) çok az lezzetlendirilmiştir ve taze bir beyaz somun ya da ekmekten çok farklı değildir."
"Bu durumda bu sözler iyi niyetli bir girişim olabilir: 'Eğer ekmek yemek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin.'"
"Kaldı ki, bu sözleri söyleyen Marie Antoinette değildi. Bu sözler en aşağı 1760'tan beri aristokratik çürümenin tasviri olarak yazılı bir biçimde kullanılıyordu. Jean-Jacques Rousseau bu ifadeyi 1740'ta duyduğunu ileri sürüyordu."
"Yakın dönemde Marie Antoinette'in biyografisini yazan Lady Antonia Fraser, bu ifadeyi XIV. Louis'nin (lui'm katorz'um rua'm dö soley'im) karısı kraliçe Marie-Therese'e atfetmiştir; ama bu lafı söylemiş olabilecek bir sürü heybetli 18. yüzyıl leydisi vardır. Bu ifadenin propaganda amacıyla uydurulmuş olması da oldukça mümkündür."
---
Yaa. Vay anasını, değil mi? Guburam buyur bunu derste U2'nun politik aktivitelerinden bahseden, ani inceden ve derinden bir şekilde gönül bağı kurduğum 'sevimli' ekonomi hocanın yüzüne vur da vur anacım. Hayır canım bence plagiarism değil bu yoh naalaagası var.
Bence sen sudan çıkmış balığa döneceğine (ki bu durumun nagadar sayınsfikşın olduğunu adım gibi bilmekteyim) al bir tane sen de Cahillikler Kitabı, taamdır.
turuli yors,
t.
Yorum Gönder