Gün geçmiyor ki tam kendi tembelliğimizde boğulduğumuz, yan gelip yattığımız, yapacak birşey bulamayıp sıkıntıdan patladığımız anlarda Nisocan bir yerlerden çıkagelip, dünyamıza renk katmasın. İşte bugün de, o sıradışı günlerden biriydi. Bir mesaj ki, kısa ve öz: "Kadıköy'de, saat 01'de, bi bira içimlik. Ne dersin?".
Ne mi derim? Ne diyeceğim tabii, şahane dedim, seni şapşal ;) . Ve elbet olaylar gelişir. Nisocan bu. Öyle plan porogram takılmak olur mu? Kadıköy'de buluşulur tabii, denilen önce bi yapılır, oturulur, sohbetmiş muhabbetmiş (update et beni), bir hoş bir hoş ki. Zaten saat daha erken, kimseler yok, Karga'da çalışan adamcağız bizim azmimizden etkilenir, kuruyemişler ikram eder.
Sonra bu demez mi: "Hadi kalk, anneme gidelim mi?". Karşımda oturan kişiliğin annesiyle her daim zaten tanışmak isteyen ben ( 'nisan'ın annesi takıntısı'), bu teklifin üzerine atlamak suretiylen bir de gevrek gevrek sırıtırım. Karga terkedilir, Anne'nin ofisinin yolu tutulur. Kapı bir açılır, dünya tatlısı bir kadın karşımda. 'Aa şey ben ee, siz Nisan'ın annesi misiniz?' diye dünyanın en çaresiz, en tıkaç girişi yapılır: 'Tanıştığımıza çok memnun oldum!' (biz size hastayız olum)
Tıpkı kızına olduğu gibi, kendisine de kanımın ısınması tabii bir dakika bile sürmez. Hemen hayati konu açılır: ÖSS, dershane, okul, tahsil hayatımız..Kısa ama eğlenceli bir beyin fırtınası yaşanır. Niso: 'Anne ya Tuğçe'de benim gibi rahat, o da stres olmuyo' (olamıyo desek? )
Bir süre sonra cümbür cemaat ofis terkedilir, Anne vapura yetişir, biz ikimiz aylaklığımızla baş başa kalırız. Tabii işin aslı, Anne'yle Niso'nun ayrılması o kadar kolay olmamıştır: "Annee bizle gelsene, iki bira içeriz", "Anne bak o topuklularla dikkat et kendine burkma ayağını vapura yetişçem diye". Bu arada Anne'ye Karga'nın yeri gösterilir, hadi içeri girelim biraz oturalım diye ısrar edilir. Keşke toplantısı olmasaydı, çünkü gelirdi.
Sonra Nisocan yine yapacağını yapar: "Benle dövmeciye gelsene, bi saat sürmez". Ameliyatmış, operasyonmuş, lokal anesteziymiş, piyırsinkmiş, bu tarz psikopat şeylerin yapım aşaması ve çalışma prensibiyle yakından ilgilenen ben (7/24 crime & investigation network izlemek), derhal sevindirik olurum: "Huaa tabii ki gelirim, dövmee, çok heyecanlı, hah haa!!"
Akabinde dövmeciye doğru yola koyuluruz. Fakat bir saat kadar beklememiz gerektiği gerçeğiyle yüzleşince, şey ehe biz bir yemek yiyelim bari, diyerek Rex kafe'ye yollanırız. Bu arada tabii eş zamanlı olarak benim "Nisaauağan çişim vaaar!!" hezeyanlarım (ünlü 'çişim vaaar' hezeyanlarım) başlamıştır. Kaçar mı. Bu vesileyle Rex kafe'nin marjinal, daha doğrusu ne idüğü belirsiz, insanı kapıyı açsak mı kapasak mı, itsek mi çeksek mi ikilemlerinde bırakan tuvaletlerini keşfetmiş oluruz.
Bir saat kadar sonra hasbel kader tekrar vardığımız dövmecide bu sefer temizlik faslı vardır. Bekleme süresi normalden biraz daha uzun sürer ama olsundur, işin ucunda dövmeci makinasını iş üstünde görmek, yanıbaşımızda Niso hatunu var. Pes edilmez, vazgeçilmez.
Ve sonunda dövme tamamlanır (Nisan'ın bacaklarındaki harikulade kırlangıç dövmeleri başlı başına kavramı). Akşam saat yedi buçuk olmuştur, sekize gelmektedir. Bizim 'bir bira içimlik' münasebetimiz almış başını gitmiştir. İşte bu Nisocan hep böyle yapıyor. Şikayetçi miyiz? Kathi surette!
Süpriz yumurtadan çıkmış gibi bir gün. Daha ne isteyeyim. Hep böyle yaşamak var.
Sonra ablam kişisiyle takılmak üzere yine buluştuğumuz yerde ayrılırız, giderken dönüp tekrar bakarım, mavi kırmızı sarı kırlangıçlara gözüm takılır.
Şahane oldu şahane. Çok yakıştı.
T pörsın.
2 Ağustos 2007 Perşembe
Ağustos sıcağında Nisan havası (ayrıca tezat sanatının hem yanlış hem başarısız bir teşebbüsü)
Etiketler:
ben bugün bunu yaptım,
friend is the new family
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
ay ben seni yerim ya. nasil anlatmis, deli!
annem bi' donsun balayindan, var misin birlikte karga'ya icmeye gidelim, annem seni cok sevdi, o yuzden super zevkli vakit geciririz, garanti!
ozledim seni T pörsınım, kübü'mü de özledim. MTV'ye deneme cekimine falan gittim ben, check out my blog for the details.
ve en kisa zamanda bir bulusma yapmamiz sart oldu; su tek kalan kirlangicin boyasi da bitsin, butcem bir duzelsin.
xox
Yorum Gönder