Bir önceki yazıya devam niteliği oluşturacak bir şeyler yazmamak için kendimi zaptetmeye çok çalıştım; ama haberlerde İstanbul'da yapılabilecek herhangi bir su kesintisi ya da suya zam getirilmesi konularında konuşan bir amcayı görür görmez -ki şu ana tekabül etmekte- ekleme yapmaktan kendimi alamadım.
Evet; eğer -bir milyonuncu kez varolmayan okuyucu kitlesine atıfta bulunuyorum galiba- şu blogumsuyu okuyan 1 (bir) kişi varsa; sadece klimasını kullanırken değil, akşamları evde her odada -kullanılsın kullanılmasın- ayrı bir bilmemkaçyüz watt'lık ampul yakarken, bir odada televizyonu açık bırakıp diğer odadan onun sesini dinlemek suretiyle kendisini açık bırakırken, şarj aletinin ya da başka bir sürü elektronik aletin fişini prizde patavatsızca bırakırken (ki itiraf edeyim bunu yakın bir geçmişe kadar ben de yapıyordum), pillerini yeniden şarj etmek yerine sanki doğa tarafından çok kolay hazmedilebilirmiş gibi dışarıya salgılarken vs. koltuğuna yayılıp dertsiz ve tasasız bir biçimde tüketen modern insan(ımtrak)lara çemkirsin. Ve o 1 (bir) kişi bu modern insanımtraklardan biri olmasın.
Pesimist olmaktan geri kalamıyorum. Bir tasarruf ve doğa bilirkişisi değilim; ama eğer olay iklimi değiştirecek boyuta geldiyse sanırım artık her şey için çok geçiktik. Yine de zararın burasından bile dönsek cebimize kar kalır. En azından ilerde hakkımızda -sevgili yavrumun da dediği gibi- "kendi pisliğinde boğulmuş aşırı besili modern ayılar" gibi laflardan ziyade " geç de olsa anlamışlar hatalarını, kurtarabildiklerini kurtarmışlar, her duşa girdiklerinde kullandıkları su miktarı hakkında derin düşüncelere dalmışlar, yazık" gibi laflar edilir.
Ha, "yok kardeş üç günlük ömrümü har vurup harman savururarak geçirir hesabı da gelecek nesillere ödetir, tüyerim" yaklaşımında devam etmek isteyen ağustos böcekleri varsa; ne olur bunu başka bir alternatif evrende yapsınlar; çünkü ben bu dünyanın hala evim olarak kalmasını istiyorum.
K.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder