1 Ağustos 2007 Çarşamba

Modern Life is Rubbish

Ey insanoğlu, size buradan sesleniyorum: KLİMALARINIZI DERHAL KAPATIN! Evet, hava 45 dereceyken klimalarınızı kapatın, ÇÜNKÜ, eğer kapatmazsanız suları kestikleri gibi yakında elektrikleri de kesecekler. Bir şehre iki gün su verilip iki gün su verilmemesi her ne kadar 'hohoahahğ yoğ artık bulunur bi çaresi öyle şey olmaz' gibi gelse de, Ankara'da gece yarısı itibariyle gerçek olmuştur. Şu saatten sonra artık 'çaresi olmayan' şeylerle haşır neşir olacağımız bir kez daha alenen hatırlatılır. Başka bir deyişle, hepimiz yakında öleceğizdir.

Klima konusuna geri dönersek, kuraklık yüzünden hidroelektrik santralleri çalışamaz olmuş. (E su olmayınca, olağan tabii). Bu yüzden cici devletimiz hem pahalı - pahalıyı artık geçelim - çevreye inanılmaz derecelerde zararlı bir şekilde üretim yapan kömür ve doğalgaz santrallerinden medet umuyormuş.

Su yok, elektrik yok, yakın bir gelecekte yiyecek yok. Ne yapacağız biz? Afedersiniz bu insanlar acaba başka gezegenlerden arazi aldı da, burası b.ka sarınca burayı terk edip galaksinin derinliklerine doğru yol almayı mı düşünüyorlar? Nedir bu lakaytlık, sakinlik anlamadım. Ben korkuyorum arkadaşım. Hem de nasıl korkuyorum, ödüm patlıyor. Nasıl korkmayayım, yakın bi zamanda acılar içinde kıvranmak suretiyle ölmek gibi bir olasılıkla karşı karşıyayım. Aslında burada artık geçmiş zaman kullanmak lazım, zira artık 'olasılık' olmaktan çıktı, 'gerçek' oldu. Biz hala oturmuş 'hımm elli yıl içinde susuzluktan ölebiliriz, he he' diyoruz. Malesef artık elli yıl içinde susuzluktan öleceğiz.

Belki elli yıldan daha fazla zaman alacak ama; bir, bilemedin iki insan ömrü kadar sonra dünya üzerinde yine bir insan ırkı olacak muhtemelen, ama bizden o kadar farklı olacaklar ki. Hangi okula gitsem, ne okusam, akşama ne yesem, yarın arkadaşlarımla buluşsam mı diye düşünemeyecekler; niye, çünkü biz klimaları kapatmadık.

Aslında başka bir deyişle, o zaman, sonraki yirmi, otuz yıl içinde doğacak her çocuk, potansiyel asker sayılabilir. Zira yaşayan her insan yaşamaya devam etmek için ya öldürmek ya da çalmak zorunda kalacak. Dünyadaki düzen yavaş yavaş başa saracak, uzay çağını yaşadık belki ama hiçbir zaman filmlerdeki aşırı gelişmiş über teknolojik uzaylıların seviyesine ulaşamayacağız, nitekim insanların başka dertleri olacak. İlkçağa dönüyoruz, gittikçe ilkelleşiyoruz. Muhtemelen yüzyıllar sonra (o kadar sürer mi ki acaba?) zor şartlar yüzünden insanların hem ruhu hem vücutları ilkelleşecek, tekrar neandertal formunu alacaklar, eski günleri hatırlamayacaklar, dünya gezegenini hep çöl, iğrenç, yaşanılmayası bir yer olarak bilecekler, müzikmiş sanatmış böyle şeylerden haberleri bile olmayacak. Hayvanları, bitkileri bilmeyecekler. En sonunda dünya üzerinde sadece iki tane zengin kalacak (Dünya - nüfus: iki), saklandıkları ultra korunaklı dağ istasyonundan çıkacaklar, etrafa bakacaklar, hsktr n'olmuş diyecekler, daha sonrası bilinemeyecek, modern adem ile havva olamayacaklar çünkü açlıktan ve susuzluktan can verecekler.

İnsanoğlu için ne görkemli bi son. Dinozorlar için bile 'göktaşı çarptı öldüler' diyoruz. Sempati duyuyoruz. Onların suçu değil ki. Haberleri bile yoktu. Ama eğer bizden sonra tekrar yaşam olursa (başka bir gezegende artık tabii) 'insanoğlu kendi pisliğinin içinde boğulup ölmüş, hehhe he ha ha' diye dalga geçecekler, acıyacaklar. Üstelik yüzyıllar boyunca sonlarının farkındalarmış, yine de kıllarını kıpırdatmamışlar, oha diyecekler. Böylece insanların Dünya üzerindeki egemenliği boyunca kaydedilen bütün pozitif şeylerin önemi hiç kalmayacak, tabiri caizse sadece Dünya'nın sonuna kadar etinden sütünden faydalanmış, sonra da 'ehehe şey ben kendi bindiğim dalı kesmişim galiba kih kih'cilik yapan bir ırk olarak anılacak.

Sıcaksa sıcak, ter kokarsanız kokun, pişerseniz pişin, klimalarınızı kapatacaksınız, kapatmayı öğreneceksiniz birgün. Umarım o gün, klimaları çalıştıracak elektrik kalmadığı gün olmaz.
T pörsın dı vanabi cizız.

Hiç yorum yok: