24 Temmuz 2007 Salı

Bu ne ya?! Kızdım!

Sevgili Dünyamız kliması kavurucu yaz sıcağından müthiş örnekler sunmaya devam etmekte. "Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta."
Ey insanlık, (Harry Potter okumanın büyüleyici etkisi altında dış dünyadan tamamen kopmuş, asaymış büyüymüş bu gibi non-fani işlerle meşgul yüzde hariç) soruyorum sana, 39 santigırat derece dolaylarında seyreden İstanbul sıcağı altında nasıl yaşamalıyız? Ben böyle sıcaklara alışkın değilim yahu, 24 saat havaya çemkirme programım şu an çalışır durumda. WWF broşürlerindeki fuşyalı kırmızılı panda diyordu ki Dünya için: "I am hotter than i should be!" Kendisi çok doğru söylemiş.
Sokağa akşam sekizden evvel evden çıkılmıyor, bütün gün evde yemek yapılıp yeniyor veyahut Camus'nün "Veba"'sı okunamıyor (nitekim sıcaktan ölen fareler vesaire pek açmıyor doğrusu), kısacası yağ hücrelerine yenileri eklenirken, beyin hücreleri hızla eksilmeye devam ediyor.
Bir de ÖSS genci olacağım, test çözdüğüm yok.
Beni bu sıcak havalar mahvetti.
K.

2 yorum:

the good, the bad & the queer dedi ki...

Sevgili anacığım,

Bir kez daha beni benden aldın, beni güldürdün ya (şu okumakta olduğum son derece hüzünlü chapter'a rağmen) allahta seni güldürsün. Valla spoiled olmayayım, bir an önce zevkiyle dumurlardan dumurlara sürüklenerek okuyayım bitireyim şu kitabı diye kastığım şu günlerde tek eğlencem senden gelen komik yorumlar.
Peki sana şundan bahsedeyim: bizim ter içinde, ölüm döşeğinde, bunalımın eşiğinde can havliyle uyandığımız; sabahın kör saatinde bile havanın 40 C olduğu şu günlerde (miinvayıl), İngiltere adlı güzide ülke tam tersine tekabul etmek üzere selden muzdarip. Sel yani tamam, orası neyse kabulümüz. Yağmur yağar sel olur, şit hepıns. Ammmaaaaa... İngiltere'nin seli de bi farklı oluyor anacım (ecnebi doğa olayı), İngiltere'yi tabiri caizse 'sel götürmesinin' sebebi, 'bütün Temmuz ayı boyunca' yağmur yağmasıymış. Şimdi burada bir derin nefes al. Hemen idrak etmeye çalışma, zira olmuyor, insanın midesine oturuyor bu gerçek. BÜTÜN Temmuz ayı boyunca paso yağmur yağması ne demek yahu? Şaka mısınız mate? Doğa, n'aptın dude? Hayır onu geçtim, e zaten Haziran ayı boyunca da yağmur yağdıydı hani! (kaynak: sayın Jackie hanfendi). E etti sana bütün YAZ yağmur yağdı! Yaz yağmuru da değil ki bunların yağmuru, şakır şakır yağıyor mübarek.
Valla bilmiyorum. Yağmur çamur demem, soluğu Londra'da, ne bileyim Bristol'da alırım hiç çekinmem eğer bu sıcak bir (1) gün daha böyle devam eder veya en geç Perşembe günüsü İstanbul kara kışa teslim olmaz ise.
Ar yu vit mi?
Turuli yors, T pörsın.

the good, the bad & the queer dedi ki...

Sevgili pek bağıra basılası, yokluğu kalbimin ortasında kocaman bir delik açılmasına ve telefonumda Tuçem Tuçem dışında gördüğüm hiç bir phonecall'a tepki vermememe asosyalliğine sevkeden biricik yavrum;

Harbiden de şu İngiliztere çok güzel memleket. I'm totally with you by the way. Tam da bugün ona çemkiriyodum: Biz burada ısın ısın fokurdayaraktan kaynama kıvamına gelelim, Brit'ler orda serin serin takılsınlar (sanki cool/daşş+süpper karizmatik olmaları onları yeterince serin kılmıyormuş gibi). Yalnız bütün bunlar bir yana, Jackie'nin "We've never had a wet june before." isimli konfeşınını unutmamış olman gözümden kaçmadı, hafızanı tebrik etmekteyim buradan. Tüm yazıyı okurken aklımdan demekteydim ki: "oo, anam sırf temmuz mu haziran da hep yağmurluymuş" ve o anda görünce orda "e haziranda da yağmadımıydı?!?!" çemkirmesini gözlerim yaşardı;)
Soğuk lazım bize soğuuukkk!!!!
Bu arada kendimi yemeğe verdim haberin olsun. Cheers.
Yours sincerely,
K. pörsın