26 Haziran 2007 Salı

Grönland'a uçak kalkıyor mudur

Canım sıkılıyor, ey ahali. Yok yok, sıkıntıdan patlamak üzereyim daha ziyade. Yaz mevsimi zaten kavram olarak canımı sıkan birşey. Yaz gelsin diye bi taraflarını yırtan insanları kesinlikle anlayamıyorum, geldi de n'ooldu ki? Dışarısı 50 derece, tembellikten, miskinlikten öleceğim. Bişey yapmaya kalkıp hemen akabinde 'yoh yoh lan hava çok sıcak' diye vazgeçiyorum. Herşeye sıcağı bahane eder oldum. Hoş, bahane edilmeyecek gibi de değil ki, 50 derece!? Şaka gibi.

Dün haberlerde 'sıcak tatili' hakkında toplantı yapıldığını duydum. O an işte o kadar umutsuzluğa kapıldım ki, artık böyle şurama kadar geldiğini anladım. Bardağı taşıran son damla o oldu. Yahu biz iyice b.ku yedik, bundan sonra hep böyle olacak. İnkar etmenin lüzumu yok. Pişecez bundan sonra. Gidip kendimi İrlanda'nın, ne bileyim İskoçya'nın serin dağlarına, yaylalarına vurmak geliyor içimden. Hatta işi abartıp geleceğimi o yönde planlamayı düşünüyorum, mutlaka kuzeye yönelmeliyim. İzlanda'ya, Grönland'a gitmek hedefim. O da kesmezse kuzey kutup noktasına çıkıp bi iglooda yaşamak en büyük hayalim. Yeter yahu, doğa resmen intikam alıyor: "hehehehehh siz ozonu deldiniz, sera etkisi yarattınız, bende sizi kavuracam ni ahahaha!!!"

O değilde, sabahtan beri yaptığım saçma sapan şeyler aklıma geldi şimdi; kaldı ki zaten topu topu üç bilemedin dört tane kayda değer eylem yapmışımdır. Onlar da çok kayda değer olduğundan değil yani, eylem sayılabilesi olanları kastediyorum. Bi kere öğleye kadar uyumak en sinir olduğum şeydir. Ki en çok yaptığım şeylerin de başında geliyor malesef. Saat on iki'de kalktıktan sonra bi daha kendime gelemiyorum, gözler yarı açık yarı kapalı, mutfağın yolunu buluyorum hemen. Zor değil tabii benim için. Yemek yapma / hazırlama özürlüsü olduğum için fiks kahvaltım kornfıleks. Bazı günler kase alıp içine kornfıleks üstüne süt dökmek zorunda olduğum için bile çemkirdiğim oluyor, o zaman direk salona gidip moviemax'i ya da dizimax'i açıyorum. Gerçekten kontrolden çıktım. Ha bi de 'anneeeaa karpuz kesseneeğğ, lütfeeğğnn!' ritüeli var. Bizde bi yaz merasimidir. Daha demin annem kocca bi tabak karpuz getirdi; ben tabağı görür görmez "anneea ohaa nası yicem o kadar karpuzu yoğ artık mide fesadı geçiririm!?" demiş olsam bile (o kadar fazla bi miktardı yani) tabağın üçte ikisini yemekten geri kalmadım. Ve haklıymışım, şu an mide fesadı geçiriyorum. İnsan hep kendiyle olmasına rağmen hala kendisini şaşırtabiliyor, o kadar karpuz yiyebilme kapasitem olduğu hiç aklıma gelmezdi. Yani gelirdi tabii, ama tok karnına sahiden bu kadarı beni bile şaşırttı.

Bir de bugün sims oynarken sıkıntıdan en sevdiğim, tam prototip aile profili çizen van de kamp family'mde ailenin annesine kocasını aldattırdım. Niye yaptım bilmiyorum, çoluklu çocuklu kadındı halbuki. Aslında toddler'ı olsa yaptırmazdım. Ama o kadar sıkılmıştım ki oyun inanılmaz rutin geldi gözüme. Böylece en sevdiğim sim'imi ucuz kadın yapmış oldum. Oldu mu şimdi?

Ay asıl komik olan, sabah (sabah derken?) kalkar kalkmaz direk televizyona yönelip, sanki o an o çok hayati bi görevmiş de onu gerçekleştirmem gerekiyormuş gibi uyurgezer adımlarla zar zor koltuğu tutturup, kendimi tekrar koltuğa atıp, allahtan el mesafesinde olan kumandayı alıp tek bir düğmeye basıp tekrardan onu öteki koltuğa fırlatmak suretiylen karşıma çıkan ilk filmi kararlılıkla izlememdi. Bazen bunu yapıyorum. Ne kadar aptal olursa olsun, dünyanın en gerizekalı filmi dahi olsa, azimle baştan sonra izlediğim filmler oluyor. Bugünkü piyango Beauty Shop diye bi filmdi. Tek iyi yanı Kevin Bacon'ı efemine (hatta eşcinsel? orasını anlayamadım zira kafa yoramadım) bi kuaför olarak görmekti. Allahtan film çok uzun değildi de kendime yaptığım bu işkence kısa sürdü. Kurz und schmerzlos.

Şimdi önümde iki seçenek var: Ya dvd izleyeceğim, ya da dışarı çıkıp insanların arasına karışmayı deneyeceğim, nitekim dün evden hiç dışarı çıkmadım ve social'ım o kadar çok düştü ki (sims oynamayı abartmak) sapıttım. Ama yok, önce hava biraz daha serinlesin. Aslında niye araplar gibi yapmıyoruz, belki de gündüz paso uyuyup yaşamımıza gece devam etmeliyiz? Bana şu dakika çok mantıklı geliyor.
T.

(kübü bunu okuduğun zaman haber ver, hangimizin canı daha çok sıkılıyor kapıştıralım. he he)

Hiç yorum yok: